İNSANOĞLU BİR MAKİNE DEĞİLDİR
Erdal Ataklı

Erdal Ataklı

İNSANOĞLU BİR MAKİNE DEĞİLDİR

31 Mart 2025 - 15:03

Bir düğmeye basılınca çalışan, bozulduğunda tamir edilmesi gereken, kurallar dâhilinde işleyen mekanik bir düzen… 

Makinalar böyle işler. Ancak insan, bundan çok daha fazlasıdır. 

O, salt biyolojik bir organizma olmanın ötesinde, hisleri, düşünceleri ve ruhuyla benzersizdir.


Modern psikoloji ve nörobilim, insan zihnini anlamak için büyük ilerlemeler kaydetti. Beynimizdeki sinapsların nasıl çalıştığını, hangi hormonların hangi duygulara sebep olduğunu biliyoruz. Ama bilimin sunduğu bu mekanik gerçeklik, insanın özünü tam olarak açıklayabilir mi? Birini sevinçten gözyaşlarına boğan bir anıyı, bir şarkının içimize neden böylesine dokunduğunu, içimizde beliren o tarifsiz huzuru ya da kaygıyı yalnızca kimyasal süreçlerle açıklayabilir miyiz?


Birçok alanda insanı anlamaya yönelik çalışmalar, onu neredeyse mühendislik bir bakış açısıyla ele alıyor. 

Düşünce sistemleri algoritmalarla karşılaştırılıyor, davranış kalıpları belirli kategorilere ayrılıyor. Bir birey biraz fazla özgüvenliyse

 “narsist” etiketi yapıştırılıyor, 

duygusal iniş çıkışlar yaşıyorsa 

“bipolar” deniliyor. Elbette psikolojik rahatsızlıklar gerçektir ve tedavi edilmesi gerekir, ancak insan psikolojisini yalnızca patoloji üzerinden okumak, onu yalnızca bir arıza olarak görmek değil midir?


İnsan, bir makine gibi tasarlanmış bir varlık değildir. Ruhunun kıvrımlarında geçmişin izleri, geleceğin umutları ve şimdinin kaygıları vardır. 

Her insan, yaşadığı olaylara kendi anlamını yükler. Bizi biz yapan da budur zaten: 

Aynı gökyüzüne bakıp farklı şeyler hissetmemiz, aynı kelimeleri duyup bambaşka anlamlar çıkarmamız…


Psikoloji tarihi boyunca insanlar normal ve anormal olarak kategorize edildi. Ancak belki de artık doğru soru şu olmalı: Gerçekten “anormal” diye bir şey var mı? 

Ya da anormallik dediğimiz şey, aslında insan olmanın bir parçası mı? 

Modern psikoloji, insanı yalnızca “bozuk” yanlarıyla değil, “bütün” olarak ele almalıdır. 

Çünkü bazen mutsuz olmak, kaygılanmak, öfkelenmek de insanın doğasına dâhildir. Bunlar bir bozukluk değil, yaşamanın ta kendisidir.


İnsan, ne tamamen akılla ne de sadece duyguyla var olur. 

Biz, düşünen, hisseden, bazen hata yapan, bazen de hatalarından öğrenen varlıklarız. 

Bizi mekanik bir sistemin soğuk işleyişinden ayıran şey de budur.


Ve belki de en önemli soru şu: 

Eğer biz sadece düğmelere basılarak yönetilen bir mekanizma olsaydık, hayatın anlamı olur muydu?


Herkese iyi Bayramlar 


Uzman Eğitimci Psikolog

Erdal ATAKLI

YORUMLAR

  • 0 Yorum